Macahel

Önüm arkam sağım solum ebe, saklanmayan sobe! Arkamıza dönüp bakıyoruz, saklandığı yeri bulamıyoruz. O denli iyi gizlemiş ki, sobelemek için ilk önce Trabzon’a uçuyor, orada bir araç kiralayıp Artvin’in ilçesi Borkça’ya gidiyoruz. Yaklaşık dört saat direksiyon sallamış olsak bile hala onu göremiyoruz.  İki buçuk saatlik bir yolculuktan sonra Gürcistan’a çok yakın, İstanbul’a çok ırak Macahel’e varıyoruz.

Macahel aslında bir vadi… Aşağısı Gürcistan Cumhuriyeti’nde, yukarısı Türkiye’de kalmış. Gürcüce kökenli bir kelime olan Macahel, elimizin bilek kısmı (Maca) ve el (hel)kelimelerinin birleşiminden doğmuş. Bilek, vadinin merkezindeki Camili Köyü’nü, el ise vadiye yayılmış diğer köyleri ifade ediyor.

Sobelemek için arabamızla tıngır mıngır hep yukarıya tırmanıyoruz. Macahel’in beşibiryerdesi Camili, Maral, Uğurlu, Düzenli ve Efeler köylerini teker teker geçiyoruz. Karçal Dağların’ın eteklerine gizlenmiş işte bu beşibiryerdenin zümrüt değerindeki yeşil parlaklığı, içinde çağıldayan harmonisi, suyun serin kokusu, ormanın nemli nefesinin tenimizde bıraktığı ıslaklığı, başımızı döndürüyor ve sobeleniyoruz. Bakışlarımızda, “Macahel kendini ne güzel saklamışsın, güzelliğini buna mı borçlusun” sorusu var. Tekrar ebe olmak değil de, cenneti bu kadar geç bulduğumuz için üzülüyoruz.

Bunları düşünürken, kraliçe Tamara’nın (*) yanımızdan geçtiğini görüyoruz. Yaşlı kayın ve ladin ağaçlarının köklerinden gövdesine doğru yükselen dumanda, siste, bulut ya da rüyada… evet evet olsa olsa rüyada; Tamara’nın büyük bir keyifle “kestane, gürgen, palamut, altı yaprak üstü bulut, gel sen burada derdi unut, orman ne güzel, ne güzel” diye mırıldandığını duyuyoruz. Gözümüze çalınanın,  çocukken söylediğimiz şarkının naifliği ya da gerçekliği miydi bilmiyoruz ama güzel Tamara’nın uçuşan eteklerini derin, koyu ve kadim ormanın diplerinde görüyoruz. Sis yukarıya yükseldiğinde aslında gördüğümüzün uçuşan bir etek değil, dağ lalesi olduğunu anlıyoruz.

Bir rüyadan kopmak için, uyandırılmak gerekir ama İstanbul da ziyan olan biz kentliler, uyanmamak için Tamara’nın gövdesine Macahel yaylasına daha çok sokuluyoruz.

(*) Gürcü Kraliçesi

Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşabilirsiniz..

Bir cevap yazın